Bir aileyi ayakta tutan, duvarların harcındaki sağlamlık değil, o duvarların içinde yankılanan tatlı dil, anlayış ve hürmettir. Evlilik, sadece iki insanın hayatını birleştirdiği hukuki ve sosyal bir bağ olmaktan öte, her gün yeniden emek verilmesi gereken, sürekli beslenen canlı bir organizma gibidir. Çift terapisi çalışmalarımızda ve aile danışmanlığı süreçlerimizde sıkça müşahede ettiğimiz üzere, evlilikleri sarsan olaylar genellikle aniden ortaya çıkan büyük krizler değildir. Aksine, günlük hayatın koşuşturmacası içinde fark edilmeyen, sessizce biriken ve zamanla büyüyen küçük ilgisizlik tortularıdır. İlişkiyi diri tutmak, her gün o bahçeyi sevgiyle, sabırla ve nezaketle sulamaktan geçer.
İslam dini, aile hayatını sıradan bir birliktelik değil, bir ibadet titizliğiyle ele alır ve eşlerin birbirine olan muamelesini manevi bir olgunlaşma vesilesi kılar. İslam, aile kurmayı sadece sosyal bir ihtiyaç değil, ruhu kötülüklerden koruyan derin bir sığınak olarak görür. Bu doğrultuda, İslam'da evlilik ve aile hayatı temelleri üzerine inşa edilen her yuva, fırtınalara karşı sarsılmaz bir kale haline gelir. Bizlere yön gösteren en temel yol haritası, Efendimiz Hazret-i Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) evliliği dinin muhafazasıyla eş tutan şu derin ikazıdır:
"Evlenen kişi dininin yarısını koruma altına almıştır. Kalan yarısı için de Allah'tan korksun." (Beyhaki, Şuabü’l-İman, H. No: 5100; Taberani, el-Mu’cemü’l-Evsat, H. No: 7647)
Bu hakikat, evliliği canlı tutanların sadece dünyevi bir huzur arayışında olmadıklarını, aynı zamanda ahiret azıklarını da bu yuvada hazırladıklarını gösterir. Eşlerin birbirine sabretmesi, birbirinin hukukuna riayet etmesi ve hayatın zorluklarını birlikte göğüslemesi, dinin yarısını kemale erdiren muazzam bir kaledir. Bu kaleyi korumak ve ayakta tutmak için hem dini vazifeleri kuşanmak hem de eşlerin birbirinin ruhsal ihtiyaçlarını doğru analiz etmesi gerekir. Modern çağın getirdiği yabancılaşmaya ve bireyselleşmeye karşı aile bağlarını korumak, ancak bu nebevi rehberliği hayat tarzı haline getirmekle mümkündür.
Ariflerin Gözüyle Eşlerin Birbirine Örtü Olması
Yüce Kitabımız Kur'an-ı Kerim'de eşlerin birbirine elbise, yani örtü olduğu beyan edilir. Bu benzersiz benzetme, sadece fiziki bir yakınlığı değil, aynı zamanda birbirinin sırdaşı, koruyucusu, sığınağı ve süsü olmayı da ifade eder. Rabbimiz, Bakara Suresi 187. ayetinde bu sırrı şöyle beyan buyurur:
"...Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz..." (Bakara Suresi, 187. Ayet)
İslam alimleri ve gönül dünyamızı aydınlatan arifler, bu sırrı kendi hayatlarında bizzat yaşayarak bizlere miras bırakmışlardır. Merhum Musa Efendi (Musa Topbaş) bu derin manayı şu veciz sözleriyle özetler:
"Eşler birbirinin örtüsüdür. Birbirlerinin kusurlarını örtmeli, faziletlerini öne çıkarmalıdırlar. Muhabbet ancak bu şekilde beslenir." (Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri, Cilt 3, s. 112)
Günümüzün bencil dünyasında, en ufak bir hatada eşini yargılayan, sürekli eksik arayan anlayışın aksine, İslam ahlakı bize örtücü olmayı emreder. Kusur aramak muhabbeti kuruturken; anlayış göstermek, hata yapıldığında şefkatle yaklaşmak aradaki bağı çelikleştirir. Haklı çıkma hırsıyla yapılan tartışmalar, zamanla eşler arasındaki o şefkatli örtüyü yırtıp atar. Bu noktada İslam ahlakında tartışma adabı ve dili korumanın yolları hakkında bilinçlenmek, kırıcı kelimelerin yuvaya sızmasını engelleyen en büyük kalkandır. Sürekli kendini kanıtlama ve üste çıkma çabası yerine, muhatabının kalbini kazanmaya odaklanmak ariflerin bizlere tavsiye ettiği nebevi ahlakın en güzel yansımalarındandır.
Modern Psikolojinin Keşfettiği Nebevi Nezaket
İslam'ın asırlar evvel insanlığın fıtratına nakşettiği bu nezaket kuralları, günümüz bilim dünyası ve modern psikoloji tarafından da hayranlıkla tasdik edilmektedir. Psikoloji biliminde son yıllarda öne çıkan Güvenli Bağlanma Kuramı, mutlu ilişkilerin sırrının büyük jestlerde değil, günlük hayattaki küçük duygusal yönelme anlarında olduğunu söyler. Eşinin anlattığı sıradan bir konuyu göz temasıyla dinlemek, bir bardak su ikramına tebessümle teşekkür etmek veya gün içinde gönderilen sıcak bir mesaj, yuvayı ayakta tutan gizli kahramanlardır. İşte asırlar evvel Nebevi ahlakın hayatımıza yerleştirdiği o ince nezaket ve tatlı dil, aslında bugün psikolojinin sağlıklı bir evlilikte iletişim kurmak için şart koştuğu güvenli bağlanmanın ta kendisidir.
Geçenlerde bir danışanımla konuşurken, eşinin kendisine gün içinde yazdığı kısa bir "Allah kolaylık versin, seni düşünüyorum" mesajının, aralarındaki pek çok kırgınlığı nasıl tamir ettiğini anlatmıştı. İnsan ruhu, fıtraten fark edilmek ve önemsenmek ister. Dinimizin asırlar önce ortaya koyduğu bu güzel prensipler, günümüz bilim dünyası tarafından da hararetle desteklenmektedir. Eşler arasındaki merhamet, sabır ve tatlı dilli yaklaşım, aile içi huzuru korumanın en tesirli yoludur.
Evliliği Canlı Tutmanın Pratik Yolları
Teorik olarak bilinen doğruları hayata geçirmek, evliliğin rutin rüzgarlarında savrulmasını önler. Yuvanızdaki huzuru korumak ve sevgiyi taze tutmak için şu pratik adımları günlük hayatınıza dahil edebilirsiniz:
Göz Temasıyla Dinleyin: Akşamları eve döndüğünüzde, günün yorgunluğunu bahane edip kendinizi ekranların arkasına gizlemeyin. Telefonlarınızı sessize alıp en az 15-20 dakika boyunca, göz teması kurarak ve eşinizin anlattıklarını gerçekten önemseyerek gününüzü paylaşın.
Küçük İlgi Anları Oluşturun: Eşiniz konuşurken ona yönelin, başınızla onaylayın ve anlattığı küçük şeyleri bile önemsediğinizi hissettirin. Gün içinde göndereceğiniz kısa bir hatır sorma mesajı, aradaki bağı güçlü tutar.
Kusurları Görmezden Gelin (Tecahül-i Arif): Eşinizin yaptığı ufak tefek sakarlıkları, unutkanlıkları veya hataları bir kriz haline getirmek yerine tebessümle karşılayıp örtücü olun. Onun olumlu yönlerini öne çıkaran takdir cümlelerini dilinizden eksik etmeyin.
Manevi Paylaşımı Artırın: Haftada en az bir akşam, televizyon ve sosyal medya gürültüsünden uzaklaşarak birlikte kısa bir hadis-i şerif okuması yapın. Bu manevi paylaşım, evinize meleklerin huzur taşımasına vesile olacaktır.
Evlilik, her mevsimi ayrı bir güzellik barındıran uzun bir yolculuktur. Bu yolculukta mühim olan, yolun taşlı kısımlarında dahi el ele tutuşmayı bırakmamak ve o yuvayı her gün nebevi bir şefkatle sulamaktır.
Ahlaki Tavsiye & Açıklama
Eşinize karşı tatlı dilli ve anlayışlı olmak, sadece bir evlilik kuralı değil, aynı zamanda Efendimiz'in (s.a.v.) ahlakıdır. Bugün eve girdiğinizde veya eşinizle bir araya geldiğinizde, tüm yorgunluğunuzu dışarıda bırakarak ona tebessümle bakın ve "İyi ki varsın, hayatımda olduğun için Allah'a şükrediyorum" diyerek içten bir takdir cümlesi kurun. Bu küçük adımın yuvanızdaki muhabbeti nasıl tazelediğine şahit olacaksınız.
Daha Fazlası Cebinizde!
İslamda Evlilik Rehberi mobil uygulamamızı indirerek tüm ilmi tavsiyelere kesintisiz şekilde anında ulaşabilirsiniz.
Kalpler arasındaki köprü, incelik ve nezaketle inşa edilir. Kaba bir söz, on yıllık sevgi duvarında çatlak açar. Evlilikte en büyük kahramanlık, öfkeyi şefkatle eritebilmektir.