İslam'da Çocuk Eğitimi ve Ailede Sevgi Dili

İslam'da Çocuk Eğitimi ve Ailede Sevgi Dili

Bir aileyi ayakta tutan en güçlü bağ, karşılıklı sevgi ve şefkattir. Bu bağın en narin filizi ise çocuklardır. Çocukların ruhsal ve manevi gelişimini sağlam bir zemine oturtmak, onların gelecekteki karakterlerini şekillendirirken aynı zamanda aile huzurunun da teminatıdır. Yüce dinimiz İslam, aileye ve çocuk eğitimine benzersiz bir değer atfeder. Mevcut içeriğimizde de vurgulandığı gibi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hadisi şerifiyle ifade edilen şu hakikat, adeta yol haritamız gibidir:

"Allah bir ailenin iyiliğini dilerse, aralarına rıfk (yumuşak huyluluk, nezaket) koyar." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 76)

Bu nebevi rehberlik, sadece çocuk eğitiminde değil, tüm aile fertleri arasındaki ilişkilerde yumuşak huyluluğun, nezaketin ve anlayışın esas alınması gerektiğini bizlere fısıldar. İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçüler, insanoğlunun fıtratıyla tam bir uyum içindedir. Aile, sadece bir çatı değil, aynı zamanda merhamet, sabır ve güzel sözlerle örülü manevi bir sığınaktır. Çocuğun ilk adımlarını attığı, ilk kelimelerini söylediği bu yuvada hissettiği sevgi ve güven, onun tüm hayatını etkileyecek en önemli mirasıdır.



Rıfk Yumuşak Huyluluk ve Nezaketin Ailedeki Yeri

İslam ahlakında 'rıfk' kavramı, aile hayatının vazgeçilmez bir unsuru olarak karşımıza çıkar. Rıfk; nezaket, yumuşak huyluluk, kolaylık gösterme ve sertlikten kaçınma anlamlarına gelir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hayatının her anında, özellikle de ailesine ve çocuklara karşı bu mübarek ahlakı bizzat yaşayarak örneklik etmiştir. Bir çocuğun eğitimi sürecinde gösterilen her türlü sertlik, azarlama veya aşağılama, onun iç dünyasında derin yaralar açabilir. Oysa rıfk ile yoğrulmuş bir yaklaşım, çocuğun hem benlik saygısını geliştirir hem de öğrenme sürecini keyifli hale getirir.

"Şüphesiz Allah yumuşak huyludur, yumuşak huyluluğu sever ve yumuşak huyluluğa karşılık verdiği lütfu, sertliğe ve diğer şeylere vermez." (Müslim, Birr 78)

Bu hadisi şerif, Allah'ın dahi yumuşak huyluluğu sevdiğini ve mükafatlandırdığını açıkça ortaya koyar. Aile içinde, eşler arasında ve çocuklara karşı sergilenen rıfk, sadece dini bir görev değil, aynı zamanda sağlıklı bir psikolojik ortamın da anahtarıdır. Yumuşak bir dil, anlayışlı bir tavır ve hoşgörülü bir yaklaşım, aile fertleri arasında güven ve açıklık ortamını besler. Çocuğun hatalarına karşı gösterilen sabırlı ve yapıcı yaklaşım, onun doğruyu öğrenmesine ve sorumluluk bilinci geliştirmesine yardımcı olur.



Eş Seçiminde Takva ve Ailenin Temeli

Bir ailenin inşasında atılan ilk ve en kritik adım, şüphesiz eş seçimidir. Sağlam bir temel üzerine kurulmamış bir bina nasıl ayakta duramazsa, takva ve ahlak üzere inşa edilmemiş bir aile de aynı şekilde sarsıntılara açıktır. Alimlerin ve ariflerin dilinden Hasan-ı Basri hazretlerinin şu sözü, bu gerçeği çarpıcı bir şekilde ifade eder:

Hasan-ı Basri hazretleri: "Kızınızı kime vereceğinizi iyi düşünün. Takva sahibi birine verin ki, onu severse ikram eder, sevmezse de ona zulmetmez." demiştir.

Bu nasihat, eş seçiminde güzellik, mal veya makam gibi geçici değerlerden ziyade, takva ve güzel ahlakın öncelenmesi gerektiğini vurgular. Takva sahibi bir eş, zor zamanlarda dahi adaletten sapmaz, merhametini yitirmez ve eşine zulmetmez. Böyle bir eşin varlığı, hem kendisi hem de çocukları için bir nimettir. Zira çocuklar, ebeveynlerinin ilişkilerini gözlemleyerek hayatı ve insan ilişkilerini öğrenirler. Eşlerin birbirine gösterdiği saygı, sevgi ve adalet, çocukların dünyaya ve insanlara karşı güvenli bir bakış açısı geliştirmelerine katkı sağlar. Eğer eş seçiminin bu İslami bakışla eş seçiminde kader ve irade boyutunu ihmal edersek, ailede uzun vadeli huzuru bulmak zorlaşabilir.



İslami İletişim Evde Huzurun Anahtarı

Modern dünyanın getirdiği yaşam koşulları, aile içi iletişimi bazen karmaşık hale getirebilir. Oysa huzurlu bir yuvanın en temel bileşenlerinden biri, sağlıklı ve yapıcı iletişimdir. Günümüz dünyasında çiftlerin karşılaştığı temel zorluklardan biri, çatışma anlarında birbirini anlamakta güçlük çekmektir. Psikolojik destek ve çatışma yönetimi uzmanları, tartışmalarda eleştiri ve savunmacılık yerine 'ben dili' kullanmanın, çözüm ihtimalini büyük ölçüde artırdığını belirtirler. Örneğin, "Sen hep böylesin!" demek yerine, "Senin bu davranışın beni üzüyor ve kendimi yalnız hissetmeme neden oluyor" demek, karşı tarafın savunmaya geçmeden mesajı anlamasını sağlar. Dinimizin asırlar önce ortaya koyduğu bu güzel prensipler, günümüz bilim ve psikolojisi tarafından da hararetle desteklenmektedir. Eşler arasındaki merhamet, sabır ve güzel söz, modern bilimin de tavsiye ettiği etkin dinleme teknikleri gibi sağlıklı iletişim yöntemleridir.

"Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) sözün en güzelini söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Şüphesiz şeytan insan için apaçık bir düşmandır." (İsrâ Suresi, 17:53)

Bu ayet, aile içinde dahi olsa sözlerimizi seçerken ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini net bir şekilde gösterir. Şeytanın aile bireylerinin arasına nasıl nifak soktuğunu, kötü sözün ve kırıcı davranışların nasıl yıkıcı olabileceğini gözlemlemekteyiz. Geçenlerde bir danışanımla konuşurken, eşinin küçük bir eleştirisinin bile yıllar sonra bile zihninde ne kadar büyük bir yara olarak kaldığını dinlemiştim. Bu, sözün gücünü ve inciticiliğini bir kez daha ortaya koyuyordu. Oysa eşler arasındaki merhamet, sabır ve güzel söz, evlilikte yaşanan tartışmaların ve haklı çıkma arzusunu yenmek gibi durumların üstesinden gelmede hayati bir rol oynar. Modern psikolojide 'bağlanma stilleri' incelendiğinde de, güvenli bağlanmanın temelinde karşılıklı saygı ve etkin iletişimin yattığı görülür. Bu, İslam'ın tavsiye ettiği güzel ahlakın bilimsel bir yansımasıdır.



Sevgi Dili Çocukların Kalbine Nasıl Ulaşır

Çocukların ruhlarına sevgi tohumları ekmek, onların gelişiminde kritik bir öneme sahiptir. Sevgi dili sadece sözcüklerden ibaret değildir; dokunuş, kaliteli zaman, hizmet, takdir ve hediye gibi farklı tezahürleri vardır. İslam, çocuğa gösterilen şefkat ve merhameti, imanın bir göstergesi olarak kabul eder. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in çocuklara olan düşkünlüğü, onları öpüp okşaması, oyunlarına katılması, bize sevgi dilinin pratik uygulamalarını öğretir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir defasında torunu Hasan'ı öpmüştü. O esnada yanında bulunan Akra' b. Habis, "Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim," dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) ona bakarak: "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz!" buyurdu. (Buhârî, Edeb 18; Müslim, Fedâil 65)

Bu hadis, çocuğa fiziksel şefkatin, sevgi dolu dokunuşların ne kadar önemli olduğunu açıkça gösterir. Bir çocuğun yanaklarından öpmek, başını okşamak, ona sarılmak; bunların hepsi onun ruhunda derin bir güven ve aidiyet hissi oluşturur. Çocukların başarılarını takdir etmek, çabalarını övmek ve onlara özel zaman ayırmak da sevgi dilinin önemli bir parçasıdır. Örneğin, akşam yemeklerinde ailece sohbet etmek, çocukların gününü dinlemek, onların değerli hissetmelerini sağlar. Sınırlar koyarken bile yumuşak bir dille, sebeplerini açıklayarak ve sabırla yaklaşmak, çocuğun hem kuralları içselleştirmesine hem de ebeveynine olan güvenini sarsmamasına yardımcı olur.



Günlük Hayatta Sevgi Dili Uygulamaları

Ailede sevgi dilini canlı tutmak ve çocuk eğitiminde etkin kullanmak için günlük hayatta uygulanabilecek bazı pratik yöntemler şunlardır:

  • Övgü ve Takdir: Çocuklarınızın ve eşinizin küçük başarılarını, iyi niyetli çabalarını fark edip içtenlikle takdir edin. "Bugün ödevini bitirmen ne kadar güzel bir sorumluluk örneği" veya "Bu yemeğin tadı harika olmuş, eline sağlık" gibi ifadelerle olumlu geri bildirimler verin.
  • Kaliteli Zaman: Telefonlardan ve diğer dikkat dağıtıcılardan uzak, sadece ailece geçirilecek anlar yaratın. Birlikte yemek yapmak, oyun oynamak, kısa yürüyüşlere çıkmak gibi faaliyetler, samimi sohbetler için zemin hazırlar.
  • Empati ve Dinleme: Aile fertlerinin duygularını önemseyin. Özellikle çocuklarınızın üzüntülerini, korkularını veya sevinçlerini yargılamadan dinleyin. "Anlıyorum, bu seni üzmüş olmalı" gibi ifadelerle empatinizi gösterin.
  • Küçük İyilikler: Eşinize veya çocuklarınıza karşı düşünceli, küçük iyiliklerde bulunun. Eşinizin sevdiği bir çayı demlemek, çocuğunuzun en sevdiği kurabiyeyi yapmak veya ev işlerinde yardımcı olmak gibi jestler, sözsüz sevgi ifadeleridir.

Bu uygulamalar, ailede pozitif bir atmosfer oluşturarak çocukların sevgi dolu bir ortamda büyümesini sağlar ve onların gelecekteki ilişkilerinde de bu olumlu modelleri taşımalarına yardımcı olur.

Ahlaki Tavsiye & Açıklama

Bugün, aile bağlarını güçlendirmek ve sevgi dilinizi zenginleştirmek için küçük ama etkili bir adım atın. Eşinize veya ailenizin herhangi bir ferdine, onları anladığınızı hissettiren içten bir söz söyleyin veya kalpten gelen küçük bir iyilik yapın. Belki de eşinizin sevdiği bir içeceği hazırlamak, çocuğunuzun en sevdiği oyunu kısa bir süre oynamak veya sadece "Seni seviyorum, iyi ki varsın" demek, gününüzü ve yuvanızı aydınlatmaya yeterli olacaktır.

Daha Fazlası Cebinizde!

İslamda Evlilik Rehberi mobil uygulamamızı indirerek tüm ilmi tavsiyelere kesintisiz şekilde anında ulaşabilirsiniz.

Google Play'den alın
Kaynak / Alıntı: İslami Evlilik Rehberi
Uzm. Psk. Zeynep Şahin

Uzm. Psk. Zeynep Şahin

İlişki ve Çift Terapisti

Bağlanma teorileri, sevgi dilleri ve eşler arası duygusal uyum konularında çalışmaktadır.

Tüm Makalelerini Gör

Bu Yazıyı Paylaş

29.499 Kere Okundu

Ziyaretçi Yorumları (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapabilirsiniz!

Bir Yorum Bırakın

Yorum Yapabilmek İçin Giriş Yapmalısınız

Fikirlerinizi paylaşmak ve topluluğumuzun bir parçası olmak için lütfen hesabınıza giriş yapın.

İlginizi Çekebilecek Diğer Tavsiyeler

Hata Yapmanın Hikmeti ve Ailede Affetme Kültürü Allah'ın Merhameti
Bir Müslüman'ın Günlüğü

Hata Yapmanın Hikmeti ve Ailede Affetme Kültürü Allah'ın Merhameti

Hayatın inişli çıkışlı yolculuğunda her insan hata yapar, kusurlar işler. Bu, fıtratımızın bir parçasıdır ve İslam, bu gerçeği en samimi haliyle kucaklar. Kutsal metinlerimiz, günah işleme potansiyelimizin dahi Allah'ın engin merhametini ve bağışlayıcılığını anlamamıza bir vesile olduğunu öğretir. Peki, "Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi giderir, yerinize günah işleyip Allah'tan bağışlanma dileyen bir topluluk getirirdi de onları bağışlardı." (Müslim, Tevbe 9, 10, 11) hadisini günlük yaşantımızda, özellikle de aile hayatımızda nasıl bir pusula edinebiliriz? Bu hadis, bizi günaha teşvik etmekten ziyade, tövbe etmenin, ümitsizliğe kapılmamanın ve Allah'ın sınırsız mağfiretine sığınmanın kapılarını aralayan bir rahmet müjdesidir. Bu derin anlayış, eşler arasında, ebeveyn ve çocuklar arasında kurduğumuz ilişkilerin temelini sarsılmaz bir sevgi, şefkat ve alçakgönüllülük üzerine inşa etmemize yardımcı olur.Hata Yapmanın İnsani Gerçeği ve İlahi Merhametİnsan olmak, eksikliklerle ve zaaflarla birlikte var olmaktır. Şeytanın telkinlerine, nefsin isteklerine veya dünyanın gelip geçici süslerine kapılıp hata yapmamız kaçınılmazdır. Ancak bu hadis, tam da bu noktada, kalplerimize su serper. Önemli olanın hata yapmamak değil, hata yaptığında pişman olup Allah'a yönelmek olduğunu hatırlatır. Bu ilahi öğreti, aile içindeki hatalara bakış açımızı da kökten değiştirir. Eşler birbirine karşı sabır göstermeli, çocukların kusurlarını bağışlamalı, herkesin bir öğrenme ve gelişim sürecinde olduğunu kabul etmelidir. Allah'ın sınırsız bağışlayıcılığı, bizlere de ailemizdeki bireylere karşı aynı merhamet ve anlayışla yaklaşmayı emreder. Unutmamalıyız ki, affetmek, bize karşı yapılan haksızlığı sineye çekmek değil, kalbimizdeki yükü hafifletmek ve ilişkiyi yeniden inşa etmek için atılan değerli bir adımdır.Canımı kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi giderir, yerinize günah işleyip Allah'tan bağışlanma dileyen bir topluluk getirirdi de onları bağışlardı.Müslim, Tevbe 9, 10, 11Ailede Affetme Kültürü ve Alçakgönüllülüğün TemeliPeygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bu hadisi, aile içinde sağlıklı bir affetme kültürü oluşturmanın anahtarını sunar. Eğer bizler kendi hatalarımızdan dolayı Allah'tan af dileyebiliyorsak, aynı empati ve alçakgönüllülükle eşimizin veya çocuklarımızın hatalarına da yaklaşabilmeliyiz. Bu, ilişkilerde yargılayıcı ve suçlayıcı olmaktan kaçınmak anlamına gelir. Bir eşin bir kusurunu gördüğünüzde, onun da insan olduğunu ve hataya düşebileceğini hatırlamak, kalbinizi yumuşatır. Gary Chapman'ın 'Sevgi Dilleri' teorisinde de vurgulandığı gibi, affetme, bazen 'hizmet eylemleri'yle, bazen 'onaylayıcı sözler'le, bazen de sadece 'nitelikli zaman' ayırarak ifade edilebilir. Önemli olan, pişmanlığı samimiyetle dile getirmek ve affı içtenlikle kabul etmektir. Ailede alçakgönüllülük, kişinin kendi eksikliklerinin farkında olması ve bu farkındalıkla diğerlerine karşı daha anlayışlı davranmasıdır. Bu, evlilikte mütevazılık ve şefkatin temel direğidir.Sevgi ve Şefkatin Kaynağı Hataları Anlayışla KarşılamakAllah'ın kullarına olan şefkati, onların günahlarına rağmen kapısını açık tutmasından anlaşılır. Biz de ailemizde bu ilahi şefkatin bir yansıması olmalıyız. Eşler arasında ortaya çıkan küçük veya büyük anlaşmazlıklar, yanlış anlamalar, hatta bilmeyerek işlenen kusurlar, sevginin ve şefkatin sınandığı anlardır. Bu anlarda hadisin ruhunu hatırlamak, öfkeyle değil, anlayışla yaklaşmamızı sağlar. Gottman Enstitüsü'nün araştırmaları, evliliklerin uzun ömürlü olmasında 'tamir girişimleri'nin ve affetme becerisinin kritik rol oynadığını gösterir. Hata yapanın samimi pişmanlığını ifade etmesi ve karşı tarafın da bu pişmanlığı kabul edip affetmesi, aile bağlarını güçlendiren en önemli unsurlardandır. Şiddetsiz İletişim (NVC) prensipleri de bize, bir hata yapıldığında karşı tarafın hislerini ve ihtiyaçlarını anlamaya odaklanmayı, suçlamadan kendi hislerimizi ifade etmeyi ve çözüm odaklı adımlar atmayı öğretir. Örneğin, "Bunu nasıl yaparsın!" demek yerine, "Bu davranışın beni çok üzdü, kendimi yalnız hissettim. Gelecekte böyle durumlarla karşılaşmamak için ne yapabiliriz?" demek, yapıcı bir diyalog kapısı açar.Modern Ailede Dijital Hatalar ve Tövbe KültürüGünümüz dünyasında aile içi ilişkilerde yeni dinamikler ve zorluklar ortaya çıktı. Dijital platformlarda yanlış anlaşılan bir mesaj, sosyal medyada paylaşılan düşüncesiz bir yorum veya eşlerin birbirine ayırması gereken zamanı telefonlarına harcaması gibi durumlar, ailede kırgınlıklara yol açabilir. Bu gibi modern hatalar karşısında da hadisin ışığında bir tövbe ve affetme kültürü benimsemek elzemdir. Geçenlerde bir danışanımla konuşurken, eşinin sosyal medyada eski arkadaşlarıyla yaptığı bir yazışmanın kendisini ne kadar incittiğini anlatmıştı. Eşi, bunu masumane bulsa da, danışanım ihmal edildiğini ve değersiz hissettiğini dile getirmişti. Burada kritik nokta, hatanın büyüklüğünden ziyade, hatanın karşı tarafta yarattığı duygusal etkiyi kabul etmek ve samimiyetle özür dilemektir. Tövbe, sadece Allah'a karşı değil, eşimize ve çocuklarımıza karşı işlediğimiz hatalar için de geçerlidir. Eşimizden veya çocuğumuzdan samimi bir özür dilemek, hatayı telafi etme çabası göstermek, ailedeki sevgi ve saygı bağlarını onarır.Uygulanabilir Adımlarla Ailede Tövbe ve Affetme Kültürünü GeliştirmekAile içinde bu derin İslami prensipleri hayata geçirmek, karşılıklı çaba ve bilinç gerektirir. İşte bu yolda atabileceğiniz somut adımlar:**Samimi Pişmanlık ve İfade:** Hata yaptığınızda, bunu kabul edin ve eşinizden veya çocuğunuzdan samimi bir şekilde özür dileyin. Özrünüzün sadece lafta kalmadığını, davranışlarınızla da desteklediğinizi gösterin. Allah Teâlâ, "Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün." buyurur. (Tahrim Suresi, 8. Ayet) Bu samimiyet, aile içinde de aynı derecede önemlidir.**Karşılıklı Empati ve Anlayış:** Eşiniz veya çocuğunuz hata yaptığında, hemen yargılamak yerine, onların ne hissettiğini anlamaya çalışın. Hataya yol açan koşulları veya niyetleri göz önünde bulundurun. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin." buyurmuştur. (Buhârî, İlm 12, Edeb 80; Müslim, Cihad 6, 7) Bu, aile içinde de geçerli bir düsturdur.**Affetmeyi Kolaylaştıran Ortamlar:** Affetmenin bir süreç olduğunu kabul edin. Bazen affetmek zaman alabilir. Eşinizin veya çocuğunuzun tövbesini kabul etmekte zorlandığınızda, kendi nefsinizi sorgulayın ve Allah'ın size olan merhametini hatırlayın. İmam Gazali'nin belirttiği gibi, "Af, intikamdan daha faziletlidir."**Duyguları Şiddetsiz İletişimle İfade Etmek:** Hata yaptığınızda veya size karşı hata yapıldığında, duygularınızı suçlayıcı olmayan bir dille ifade edin. Örneğin, "Sen hep böylesin!" demek yerine, "Bu olay beni şu şekilde hissettirdi ve şu ihtiyacımı karşılamadı." gibi bir ifade, yapıcı bir diyalog zemini oluşturur.Günahın Hikmeti ve Aile Bağlarına EtkisiHadisin vurguladığı gibi, Allah'ın insanı günah işleyebilen bir varlık olarak yaratması, aslında O'nun rahmetinin ve mağfiretinin ne kadar engin olduğunu bizlere göstermenin bir yoludur. Bu perspektif, aile bireylerinin birbirlerine karşı daha az yargılayıcı, daha çok anlayışlı olmalarını sağlar. Kendi eksikliklerimizi bildiğimizde, başkalarının kusurlarına karşı da daha hoşgörülü ve şefkatli yaklaşırız. Bu durum, aile içinde derin bir güven ve sevgi ortamı inşa eder. Çocuklarımız, hata yapmaktan korkmadıkları, samimi bir pişmanlıkla affedildiklerini bildikleri bir ortamda daha sağlıklı büyürler. Eşler, birbirlerinin zaaflarını bir zayıflık değil, karşılıklı destek ve tamamlama fırsatı olarak görürler. Bu, Allah'ın bizlere bahşettiği tövbe kapısının, aynı zamanda aile içinde kırılan kalpleri onarma ve bağları güçlendirme kapısı olduğunu anlamaktır.Hata yapmak fıtratımızda olsa da, bu hatalar karşısında yeise düşmek yerine, Allah'ın engin rahmetine sığınmak ve samimi bir tövbeyle O'na yönelmek, bizlere bahşedilmiş en büyük nimettir. Bu ilahi öğretiyi ailemize taşıdığımızda, evlerimiz affetmenin, sevginin, şefkatin ve alçakgönüllülüğün yeşerdiği huzurlu birer yuvaya dönüşür. Her birimizin eksiklikleri olduğunu bilmek, birbirimize karşı daha anlayışlı, daha sabırlı ve daha bağışlayıcı olmamızı sağlar. Zira Rabbimizin bize olan merhameti sonsuzdur ve bu merhametin en güzel tecellilerinden biri de, bizim birbirimize gösterdiğimiz affediciliktir. Ailelerimizi bu manevi zenginlikle donatarak, hem dünyada huzuru yakalar hem de ahiret için sağlam temeller atarız.

27.987
Mutluluğun Sırrı: Yeni Evlilere Öğütler
Eşlerin Hak ve Sorumlulukları

Mutluluğun Sırrı: Yeni Evlilere Öğütler

### İlahi ve Nebevi Rehberlik "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olandır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım." Bu hakikat, yeni evlilere öğütler konusunda bizim en temel yol haritamızdır. İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçüler, fıtratımızla tam bir uyum içindedir. ### Alimlerin ve Ariflerin Dilinden Musa Efendi şöyle der: "Eşler birbirinin örtüsüdür. Birbirlerinin kusurlarını örtmeli, faziletlerini öne çıkarmalıdırlar. Muhabbet ancak bu şekilde beslenir."

36.762
Alimlerin Gözüyle İslam'da Nikah ve Evlilik
İslami Evlilik ve Aile Hukuku

Alimlerin Gözüyle İslam'da Nikah ve Evlilik

Evlilik, insanın fıtratına en uygun, huzur ve sükûnet bulduğu müstesna bir limandır. Bu kutlu bağ, sadece iki kişinin bir araya gelmesi değil, aynı zamanda nesillerin devamı, toplumun temeli ve Rabbimizin bir ayetidir. Birçok çiftin evlilik yolculuğunda aradığı rehberlik, aslında İslam'ın binlerce yıldır sunduğu eşsiz prensiplerde gizlidir.İslami Evliliğin Temel Taşları İlahi Rehberlikİslam, evliliği sadece bir sözleşme olarak değil, ilahi bir emanet ve Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sünneti olarak görür. Bu mübarek müessese, müminlerin imanını kemale erdiren, ahlakı güzelleştiren ve onları Allah katında daha değerli kılan bir vesiledir. Günlük hayatın telaşında, iş ve sosyal yaşamın getirdiği yorgunluklarda, eşlerin birbirine karşı sergilediği tutum, İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçülerin en net göstergesidir. Kur'an-ı Kerim'de, Rabbimiz bizlere aile hayatımızda daima hayrı ve huzuru aramamızı öğütler.“Rabbimiz! Bize göz aydınlığı olacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!”(Furkan Suresi, 25:74) Açık Kuran 25:74Bu ayet, her mümin çiftin dualarında yer alması gereken bir niyazdır. Çünkü gerçekten göz aydınlığı olan bir eş ve salih nesiller, ancak ilahi rehberliğe uyularak inşa edilebilir. Evlilik, merhamet ve anlayış üzerine kurulu olduğunda, dünya telaşının tüm olumsuz etkilerine karşı sağlam bir kale gibi durur.Lokman Hekim'den Altın Öğütler Aileye Huzur Katan HikmetlerAsırlardır bilgelikleriyle anılan İslam alimleri ve arifleri, aile hayatına dair paha biçilmez tavsiyelerde bulunmuşlardır. Lokman Hekim'in oğluna verdiği öğütler, evlilikte eşler arası iletişimin ve saygının ne denli önemli olduğunu vurgular. Günümüzde ne yazık ki, eşler arasındaki en temel sorunlardan biri olan nezaket ve şefkat eksikliği, yuvaların sıcaklığını kaybetmesine neden olabiliyor. Oysa Lokman Hekim’in dediği gibi:“Oğlum, eşine karşı daima güler yüzlü ol. Evin içi, senin tebessümünle aydınlansın. Kadın, erkeğin emanetidir.”Bu öğüt, eşimize sadece bir hayat arkadaşı değil, aynı zamanda Allah'ın bize emaneti gözüyle bakmamız gerektiğini hatırlatır. Bir emaneti korumak, ona en güzel şekilde davranmakla mümkündür. Yüzümüzdeki bir tebessüm, gönlümüzdeki bir şefkat kırıntısı, evimizin atmosferini anında değiştirebilir. Eşler arasındaki bu ince düşünce ve saygı, çoğu zaman büyük hediyelerden daha değerli bir bağ kurar. Bu konuda daha detaylı bilgi için Lokman Hekim Öğretileriyle Mutlu Aile Hayatı makalemize göz atabilirsiniz.Modern Bilim ve Psikolojinin Perspektifinden Evlilikİslam'ın asırlar önce ortaya koyduğu bu güzel prensipler, günümüz bilim ve psikolojisi tarafından da hararetle desteklenmektedir. Özellikle modern çatışma yönetimi yaklaşımları, tartışmalarda eleştirel bir dil yerine 'ben dili' kullanmanın, çözüm ihtimalini büyük ölçüde artırdığını gösterir. Bu, aslında İslam ahlakının öğrettiği ‘güzel söz’ ve ‘anlayış’ ilkesinin bir yansımasıdır. Eşler arasındaki merhamet, sabır ve güzel söz, modern bilimin de tavsiye ettiği sağlıklı iletişim yöntemleridir.Çiftler arasındaki bağın güçlenmesinde 'duygusal zeka'nın rolü büyüktür. Empati kurabilmek, eşin duygusal ihtiyaçlarını anlayabilmek ve karşılıklı güven inşa etmek, evliliğin uzun ömürlü ve tatmin edici olmasını sağlar. Bağlanma stilleri teorisine göre, güvenli bağlanma geliştiren çiftler, zor zamanlarda birbirlerine daha çok destek olur ve çatışmaları yapıcı bir şekilde çözebilirler. Bu da ancak karşılıklı anlayış, saygı ve sabırla mümkündür. Bir danışmanlık seansında karşılaştığım bir çift, sürekli birbirini suçlayan bir dille konuşuyordu. Onlara sadece kelimelerini değil, niyetlerini değiştirmeyi öğütlediğimde, kısa sürede aralarındaki gerilimin azaldığını gördüm. Bu, aslında Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) şu hadisi şerifinde saklı hikmetin bir göstergesidir:"Mü'min, hanımına karşı kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, başka bir huyunu beğenir." (Müslim, Rada 61)Bu hadis, bize eşimizin kusurlarına değil, güzelliklerine odaklanmamız gerektiğini öğretir. Sürekli eleştiri ve olumsuzluğa odaklanmak yerine, olumlu özelliklerini takdir etmek, aile içindeki huzuru artırır ve eşler arasında güçlü bir sevgi köprüsü kurar. Evlilikte İletişim Nasıl Olmalıdır? gibi kaynaklar, bu ilahi rehberliği modern bilimsel verilerle destekler niteliktedir.Sabır ve Merhamet Evliliğin Sarsılmaz HarcıModern çağın hızlı temposu, dijitalleşmenin getirdiği yüzeysel ilişkiler ve tüketim kültürü, evlilikleri zorlayabilir. Bu gibi durumlarda, Modern Çağda Evliliği Tehdit Eden Unsurlar ve Aileyi Ayakta Tutan Sabır Harcı çok daha değerli hale gelir. Evlilikte sabır, sadece zorluklara dayanmak değil, aynı zamanda eşin hatalarına karşı anlayışlı olmak, kusurlarını örtmek ve öfke anında sükuneti korumaktır. Merhamet ise eşine karşı duyulan derin şefkat, onun acısına ortak olmak ve mutluluğunu kendi mutluluğu bilmektir. Evlilikte bu iki duygu, adeta bir köprü görevi görür ve eşleri birbirine daha da yaklaştırır.Eşler arasındaki tartışmalarda sessiz kalmak yerine, 'ben' merkezli ifadelerle duyguları dile getirmek, çözüm odaklı bir yaklaşım sunar. Örneğin, 'Sen beni hiç dinlemiyorsun!' yerine, 'Dinlenmediğimi hissettiğimde kendimi değersiz hissediyorum' demek, iletişimin kapılarını aralar. Bu samimi yaklaşım, evliliğin en çetin sınavlarında bile eşlerin birbirine kenetlenmesini sağlar. Çünkü gerçek sevgi, kusurlara rağmen sevmek ve eksikliklere rağmen tamamlamaktır.Günlük Hayatta Uygulanabilecek Pratik AdımlarHer gün eşinize, onu ne kadar takdir ettiğinizi gösteren küçük bir iltifat edin veya onu düşündüğünüzü belli eden minik bir not bırakın.Tartışma anlarında, suçlayıcı 'sen' dilinden kaçının ve kendi duygularınızı ifade eden 'ben' dilini kullanmaya özen gösterin.Eşinizin hobi veya ilgi alanlarına gerçekten ilgi gösterin; birlikte vakit geçirmek için yeni yollar keşfedin.Fiziksel yakınlığı (el ele tutuşma, sarılma gibi) hayatınızın bir parçası haline getirin, bu küçük dokunuşlar büyük etkiler yaratır.

38.345
Huzurlu Bir Yuva İçin Lokman Hekim Öğretileri ve Psikolojik Yaklaşım
Ailede Maneviyat ve İbadet

Huzurlu Bir Yuva İçin Lokman Hekim Öğretileri ve Psikolojik Yaklaşım

Aile yapısı, toplumun temel taşı olmasının yanı sıra bireyin ruh sağlığını da şekillendiren en önemli mercidir. Lokman Hekim'in evladına miras bıraktığı o eşsiz nasihatler, asırlar geçse de evlilik hayatındaki krizleri yönetmek ve sevgi bağını diri tutmak adına eşsiz bir rehberlik sunar. İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçüler, fıtratımızla tam bir uyum içindedir.İlahi ve Nebevi RehberlikKur'an-ı Kerim'in aile içi iletişime dair koyduğu temel kaide, sabır ve güzel geçim üzerine inşa edilmiştir.Kadınlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız, bilin ki sizin hoşlanmadığınız bir şeye Allah çok hayır koymuş olabilir. (Nisa, 19)Bu hakikat, Lokman Hekim'den öğütler konusunda bizim en temel yol haritamızdır. Evlilikte ailede sevgi dili kullanımı, eşlerin birbirinin eksiklerini tamamlama noktasında büyük bir motivasyon kaynağıdır.Alimlerin ve Ariflerin DilindenHikmet ehli şahsiyetler, ailenin bir cennet bahçesine dönüşmesi için tebessümü ve nezaketi anahtar olarak görmüşlerdir. Lokman Hekim oğluna şu öğüdü vermiştir:Oğlum, eşine karşı daima güler yüzlü ol. Evin içi, senin tebessümünle aydınlansın. Kadın, erkeğin emanetidir.Yunus Emre'nin "Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım" dizesi, evlilikte uyum, empati ve iletişimin temel şifrelerini barındırır. Peygamber Efendimiz (sav) ise bu konudaki en kâmil ölçüyü şöyle ifade buyurmuştur:Müminlerin iman bakımından en kâmil olanı, ahlâkı en güzel olanıdır. Sizin en hayırlınız da eşlerine karşı en hayırlı olanınızdır.Birbirine gösterilen nezaket ve övgüde cömert olmak, aile içindeki sevgi bağını güçlendiren en etkili manevi dinamiklerdendir.

34.533
Altın Bir Tavsiye: Kur'an ve Sünnet Işığında Çocuk Eğitimi
Ailede Maneviyat ve İbadet

Altın Bir Tavsiye: Kur'an ve Sünnet Işığında Çocuk Eğitimi

### İlahi ve Nebevi Rehberlik "Şüphesiz ki Allah refiktir (yumuşaktır), rıfkı sever ve sertliğe vermediği şeyleri rıfk ile muameleye verir." Bu hakikat, kur'an ve sünnet işığında çocuk eğitimi konusunda bizim en temel yol haritamızdır. İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçüler, fıtratımızla tam bir uyum içindedir. ### Alimlerin ve Ariflerin Dilinden İmam Gazali der ki: "Evlilikte huzur, karşılıklı haklara riayet etmek ve eşinin eziyetlerine sabretmekle mümkündür. Sabır, evliliğin en sağlam kalesidir."

45.883
Denge ve Uyum: Gönüllere Şifa Dualar
İslami Evlilik ve Aile Hukuku

Denge ve Uyum: Gönüllere Şifa Dualar

### İlahi ve Nebevi Rehberlik "Mümin erkek, mümin kadına kızmasın. Onun bir huyunu beğenmezse, başka bir huyunu beğenir." Bu hakikat, gönüllere şifa dualar konusunda bizim en temel yol haritamızdır. İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçüler, fıtratımızla tam bir uyum içindedir. ### Alimlerin ve Ariflerin Dilinden İbn Sina, ruh sağlığı ve bedensel huzur için mutlu bir aile ortamının şart olduğunu, stresin sevgiyle aşılabileceğini vurgular.

48.645
Gıybetin Sinsi Tuzakları ve Manevi Yıkımı
Ailede Maneviyat ve İbadet

Gıybetin Sinsi Tuzakları ve Manevi Yıkımı

İslam ahlakının temel taşlarından biri olan dilin korunması, müminler için hayati bir sorumluluktur. Ancak ne yazık ki, çoğu zaman masumane görünen sohbetlerin arasına sinsi bir zehir gibi karışan gıybet, yani bir kimsenin arkasından, hoşlanmayacağı bir şekilde konuşmak, kişisel ve toplumsal hayatımızda derin yaralar açar. Bu manevi hastalık, yalnızca açıkça çekiştirme şeklinde değil, aynı zamanda iyi niyet maskesi takınarak, hatta samimiyetsiz bir acıma duygusuyla perdelenerek de kendini gösterebilir. Bu makalede, gıybetin inceliklerini, gizli kalmış yönlerini ve bu manevi hastalığın nasıl bir yıkım getirdiğini, hem dini hem de psikolojik açılardan derinlemesine ele alacağız.Gizli Gıybet İyi Niyet Kılıfına Bürünen TuzaklarGıybetin en tehlikeli ve fark edilmesi zor hallerinden biri, kişinin samimiyetsiz bir dindarlık veya üzüntü maskesi altında başkasının kusurunu dile getirmesidir. Mevcut İslami metin de bu duruma dikkat çekerek, kişilerin aldanmışlık ve cehaletleriyle nasıl bir yanılgı içinde olabileceğini vurgular:Oysa kendisi aldanmışlığından ve cehaletinden dolayı Allah (c.c)’ı andığını sanarak, Allah’a karşı minnet eder ve “Beni dostumuz hakkında cereyan eden küçümseme üzdü. Allah (c.c)’dan onun nefsini rahata kavuşturmasını isteriz” der. Böyle söylemesine rağmen üzüldüğü iddiasında yalancıdır ve dua etmesinde samimi değildir. Eğer maksadı hakarete uğrayan kişiye dua etmek olsaydı, o duayı namazından sonra gizlice yapardı. Eğer adamın hakarete uğraması kendisini üzmüş olsaydı, adamın hoşuna gitmeyen şeyi açıklamak suretiyle gıybetini yapmak da kendisini üzerdi. Yine der ki: “O miskin adam büyük bir belaya uğramış, Allah (c.c) bizim de onun da tevbesini kabul eylesin.”Bu tür davranışlarda bulunan kişi, dışarıdan dua ediyor veya hayır dileğinde bulunuyor gibi görünse de, aslında kalbinde yatan maksat başkasının kusurunu ifşa etmek, onu gözden düşürmektir. Bu riyakar tavırlar, kişinin Allah katındaki değerini zedeler. Yüce Allah (c.c), kullarının kalplerindeki gizli niyetleri en iyi bilendir. Toplumumuzda sıkça karşılaştığımız bu durum, 'hayırlı haber' adı altında yayılan dedikoduların, aslında gıybetin en sinsi biçimlerinden biri olduğunu gözler önüne serer. Kendi nefsimizin kusurlarıyla meşgul olmak yerine, başkalarının eksikliklerini dile getirme eğilimi, büyük bir manevi yıkıma yol açar.Gıybeti Dinlemenin Sorumluluğu Onaylamak Gıybete Ortak OlmaktırGıybet, sadece konuşanla sınırlı bir günah değildir; onu dinleyen ve onaylayan kişi de bu haram eyleme ortak olur. Pasif bir dinleyici gibi görünse de, dinleyenin tavrı, gıybet edeni teşvik eder ve onu daha da ileri gitmeye iter. Metnimizde de açıkça belirtildiği üzere:Benimsemek ve hayret etmek yoluyla gıybeti dinlemek de gıybettendir. Çünkü bu şekilde dinleyen bir kişi, gıybetçinin gıybet hususundaki keyfi artsın diye ve gıybette alabildiğine ileri gitsin diye onu şaşkın şaşkın dinler. Sanki o böyle davranmakla gıybetçinin içindekini söküp çıkarır ve şöyle demek ister: “Hayret! Ben o adamın böyle olduğunu bilmiyordum. Ben onu şu ana kadar ancak hayırlı, iyi bir kimse biliyordum. Ben onda senin söylediğinin tam tersi olduğunu sanıyordum. Allah (c.c) bizi her türlü beladan korusun!”Bu tür 'hayret' veya 'şaşkınlık' ifadeleri, gıybeti tasdik etmek, hatta onu daha ilgi çekici hale getirmektir. Bu durum, dedikodunun yayılmasına ve kök salmasına zemin hazırlar. Unutmayalım ki, bir sohbetin gıybete dönüştüğünü fark ettiğimizde, o ortamdan uzaklaşmak veya konuyu değiştirmek, Müslümanın kardeşine karşı ahlaki sorumluluğudur. Gıybetin tehlikesi yalnızca sözde değil, aynı zamanda bu sözlere gösterilen tepkide de gizlidir.Sessizlik de Gıybettir Peygamber UyarısıGıybet karşısında susmak ve buna rıza göstermek de günahın bir parçasıdır. Gıybet eden kadar, ona ortam hazırlayan ve onaylayan da sorumlu tutulur. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bizleri şöyle uyarmıştır:“Gıybeti dinleyen, gıybetçilerden biri olur.” (Hâkim, Müstedrek 9/133)Bu hadis-i şerif, gıybetin sadece bir dil suçu olmadığını, aynı zamanda dinleyen ve pasif kalan için de bir kalp ve ahlak meselesi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Müslüman, kardeşinin onurunu korumakla yükümlüdür. Peki, gıybet ortamlarında nasıl davranmalıyız? Toplum içinde, özellikle de kadınlar arasında yaygın bir sorun olarak görülen dedikoduya karşı aktif bir duruş sergilemek, imanımızın bir gereğidir. Kardeşimizin gıybeti yapıldığında onu savunmak, en azından susarak onaylamamak, imanın bir şubesi olarak kabul edilmiştir.Kardeşinin Etini Yemek Metaforu Gıybetin Ağır YüküGıybetin ne denli büyük bir günah olduğunu en çarpıcı şekilde ifade eden benzetmelerden biri, Kur'an-ı Kerim'de yer alan 'ölü kardeşinin etini yemek' benzetmesidir. Yüce Allah (c.c) şöyle buyurur:Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz, ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir. (Hucurât Suresi, 49:12) Hucurât Suresi 49:12Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sahabelerine yönelik bir uyarısı da bu metaforu somutlaştırır:Hz. Ebubekir (r.a) ile Hz. Ömer (r.a)’dan rivayet ediliyor ki; onlardan biri arkadaşına “Filan adam çok uyuyor” dedi. Sonra ikisi birden ekmeklerini yemek için Hz. Peygamber [s.a.v]’den bir katık istediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber [s.a.v], “Siz katıklandınız” buyurdu. Onlar, ‘Bizim katıklanmadan haberimiz yok’ deyince, Hz. Peygamber [s.a.v] şöyle dedi: “Evet, siz kardeşinizin etinden yediniz.”Bu rivayet, en küçük bir kusurun bile dile getirilmesinin, gıybet kapsamında değerlendirilebileceğini ve bunun ne kadar büyük bir manevi yıkıma yol açtığını gösterir. Sahabe efendilerimizin bile bu ince çizgiye dikkat etmesi ve hemen uyarılması, bizlere büyük bir ders niteliğindedir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bu uyarısı, gıybetin sadece günah değil, aynı zamanda iğrenç bir davranış olduğunu vurgular. Modern psikolojide dahi, başkalarının kusurlarını sürekli dile getirmenin, kendi eksikliklerimizi yansıtma veya özgüven eksikliği gibi bilişsel çarpıtmalarla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bu, sadece dile değil, ruh sağlığına da zarar veren bir eylemdir.Dilimizi Gıybetten Korumak İçin Pratik AdımlarPeki, günlük hayatın koşuşturmacası içinde gıybetin sinsi tuzaklarından nasıl korunabiliriz? Dilimizi bu büyük günahtan arındırmak, hem bireysel huzurumuz hem de toplumsal barış için olmazsa olmazdır. İşte bu konuda atabileceğimiz somut adımlar:Nefis Muhasebesi Yapmak: Her konuşmadan önce niyetimizi sorgulamak. Söylediklerimiz hayır mı getirecek, yoksa bir başkasının onuruna mı dokunacak? Kendi hatalarımızla yüzleşerek, başkalarının kusurlarını araştırma isteğini köreltmek.Ortam Değişikliği ve Uyarı: Gıybet edilen bir ortamda bulunduğumuzda, konuyu nazikçe değiştirmek veya mümkünse o ortamdan uzaklaşmak. Eğer uygunsa, gıybet edeni 'Allah rızası için' uyarmak.Hayırlı Konuşmalara Yönelmek: Dilimizi faydalı ilimler, zikir, şükür, dua ve insanlara iyilik tavsiye eden sohbetlerle meşgul etmek. Unutmayalım ki, dil boş kalmaz; onu ya hayırla doldururuz ya da şerle.Empati Geliştirmek: Başkaları hakkında konuşurken, kendimizi onların yerine koymak. Bizim hakkımızda böyle konuşulsa ne hissederdik? Bu basit empati pratiği, gıybetin önünde önemli bir set oluşturur.Toplumsal Huzur İçin Gıybetten Kaçınmak Ahiret Günü SorumluluğuGıybet, bireysel olarak kalbi katılaştıran, maneviyatı zedeleyen bir hastalıktır. Toplumsal düzeyde ise güveni sarsar, kardeşlik bağlarını zayıflatır ve düşmanlıklara zemin hazırlar. İslam, Müslümanlar arasında kardeşliği, karşılıklı saygıyı ve iyiliği emrederken, gıybet bu değerleri derinden sarsar. Her Müslümanın, başkalarının kusurlarını örtmeye, onlar için hayır dilemeye ve diliyle kimseye zarar vermemeye özen göstermesi gerekir. Geçenlerde bir danışanımla konuşurken, eşiyle arasındaki güven sorununun temelinde, çevresindeki bazı 'yakın' akrabaların sürekli eşi hakkında olumsuz yorumlar yaptığını ve bunun evliliklerine nasıl bir zehir gibi sızdığını anlattı. Bu durum, gıybetin sadece bireysel bir günah değil, aynı zamanda aileleri ve toplumsal ilişkileri de derinden etkileyen yıkıcı bir güç olduğunu gösteriyor. Unutmayalım ki, ahiret gününde her sözümüzden hesaba çekileceğiz ve dilimizle işlediğimiz her günahın karşılığıyla karşılaşacağız.

27.967
Günlük Hayatta Gönüllere Şifa Dualar
İslami Evlilik ve Aile Hukuku

Günlük Hayatta Gönüllere Şifa Dualar

### İlahi ve Nebevi Rehberlik "Allah bir ailenin iyiliğini dilerse, aralarına rıfk (yumuşak huyluluk, nezaket) koyar." Bu hakikat, gönüllere şifa dualar konusunda bizim en temel yol haritamızdır. İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçüler, fıtratımızla tam bir uyum içindedir. ### Alimlerin ve Ariflerin Dilinden Hasan-ı Basri hazretleri: "Kızınızı kime vereceğinizi iyi düşünün. Takva sahibi birine verin ki, onu severse ikram eder, sevmezse de ona zulmetmez." demiştir. ### İlahi ve Nebevi Rehberlik "Kişinin eşinin ağzına koyduğu bir lokma dahi sadakadır." Bu hakikat, gönüllere şifa dualar konusunda bizim en temel yol haritamızdır. İslam'ın evlilik ve aile hayatına koyduğu ölçüler, fıtratımızla tam bir uyum içindedir. ### Alimlerin ve Ariflerin Dilinden Musa Efendi şöyle der: "Eşler birbirinin örtüsüdür. Birbirlerinin kusurlarını örtmeli, faziletlerini öne çıkarmalıdırlar. Muhabbet ancak bu şekilde beslenir."

34.103